İçeriğe geç

Küfrün tövbesi var mı ?

Küfrün Tövbesi Var mı? İçimde Kalan Bir Sözün Peşinden Gelen Değişim

Kayseri’de yaşadığım o kış gününü hâlâ unutamıyorum. 25 yaşındaydım ve her zamanki gibi akşamları günlüğüme birkaç satır yazıyordum. Benim için günlük tutmak sadece yaşadıklarımı kaydetmek değildi; içimde birikenleri dışarı çıkarabildiğim tek yerdi. Çünkü bazı duygular insanın içinde büyüdükçe ağırlaşıyor. Kırgınlık, pişmanlık, öfke ve utanç… Hepsi sessizce insanın kalbine oturuyor.

O gün günlüğümün başına oturduğumda elim birkaç dakika boyunca kalemi oynatmadı. Yazmak istediğim bir şey vardı ama kabul etmek istemediğim bir gerçek de vardı. Ağzımdan çıkan kötü bir söz, sadece birkaç saniyelik bir öfke anıydı belki ama içimde bıraktığı iz çok daha uzun sürdü.

Kendime sürekli aynı soruyu soruyordum:

Küfrün tövbesi var mı?

Bu soruyu ilk defa o kadar derinden düşünmüştüm. Çünkü insan bazen yaptığı bir hatanın ağırlığını ancak sakinleşince fark ediyor. Öfkeyle söylenen bir kelime, sinirle edilen bir küfür, kırılan bir kalp… Hepsi geçip gidiyor gibi görünse de insanın vicdanında iz bırakabiliyor.

Ben de o gece kendimle uzun bir konuşma yaptım. İçimde büyük bir hayal kırıklığı vardı. Kendime kızıyordum. “Ben nasıl böyle bir şey söyledim?” diye defalarca düşündüm. Çünkü inandığım değerlerle, o anki davranışım arasında büyük bir fark vardı.

Öfkenin İçinde Kaybolduğum O Gün

Olay aslında çok büyük bir şey değildi. Kayseri’de soğuk bir akşamdı. Gün boyunca zaten yorulmuştum. İşlerin istediğim gibi gitmemesi, üzerimdeki stres ve biriken küçük sıkıntılar beni fazlasıyla germişti.

Akşam eve dönerken ailemden biriyle küçük bir tartışma yaşadım. Normalde birkaç dakika içinde unutulacak bir konu, benim o anki ruh hâlim yüzünden büyüdü. Sesim yükseldi, sinirlendim ve düşünmeden kötü bir söz söyledim.

O anın hemen ardından içimde garip bir boşluk oluştu.

İnsan bazen yaptığı şeyin yanlış olduğunu aynı saniyede anlıyor. Ben de anladım. O söz ağzımdan çıktığı anda pişmanlık duydum ama geri alamadım. Ne kadar istesem de zamanı geriye çeviremiyordum.

O gece odamda yalnız kaldığımda çok düşündüm. Dışarıda Kayseri’nin soğuk havası vardı. Pencereden baktığımda sokak lambalarının altında sessizce duran yolları görüyordum. Her şey normal görünüyordu ama benim içimde büyük bir karmaşa vardı.

Günlüğümü açtım ve sadece şunu yazdım:

“Bugün kendime yakışmayan bir şey yaptım.”

Bu cümleyi yazmak bile bana ağır geldi.

Bir Kelimenin Vicdanda Bıraktığı İz

Küfür bazen insanlar tarafından basit bir öfke boşalması gibi görülebiliyor. Ancak insanın kendi inançları ve değerleri açısından baktığında durum farklı olabiliyor. Ben o gece sadece söylediğim kelimeyi değil, o kelimenin bende oluşturduğu duyguyu düşündüm.

Asıl canımı acıtan şey, yanlış bir söz söylemiş olmak değildi sadece. Asıl beni üzen şey, kendimi kontrol edememiş olmamdı.

Çünkü insanın en büyük sınavlarından biri kendi nefsine hâkim olabilmesi. Sinirlendiğinde nasıl davrandığı, güçsüz hissettiğinde ne yaptığı, kimse görmediğinde nasıl biri olduğu insanın gerçek tarafını gösteriyor.

Ben kendimde görmek istemediğim bir tarafla karşılaşmıştım.

O gece uzun uzun düşündüm. Acaba tövbe etsem kabul olur muydu? Küfrün tövbesi var mıydı? Bir insan yanlış yaptıktan sonra tekrar kendini toparlayabilir miydi?

Bu soruların cevaplarını ararken içimde yavaş yavaş bir umut oluşmaya başladı.

Tövbe Etmenin Anlamını İlk Kez Böyle Hissettim

Daha önce tövbe kavramını elbette biliyordum. Ancak o gece farklı bir şekilde hissettim. Tövbe benim için sadece bir söz söylemek değil, gerçekten pişman olmak ve değişmeye niyet etmek anlamına gelmeye başladı.

İnsan hata yapabilir. Önemli olan hatanın içinde kalıp kalmamak.

O gece kendi kendime şunu söyledim:

“Ben bu hatayı tekrar etmek istemiyorum.”

Bu cümle bana güç verdi. Çünkü bazen insan kendisini sadece yaptığı yanlışlarla tanımlıyor. Bir hata yaptığında “Ben kötü biriyim” demeye başlıyor. Oysa insanın önünde her zaman değişme fırsatı var.

Küfrün tövbesi var mı sorusunun cevabını ararken aslında kendi içimde başka bir şey buldum: Umut.

Çünkü pişmanlık, insanın hâlâ doğruyu aradığını gösteriyor.

Günlüğümde Başlayan Yeni Bir Sayfa

Ertesi gün günlüğümü tekrar açtım. Bu kez yazdıklarım daha sakindi. Bir önceki gecenin ağırlığı biraz azalmıştı.

Kendime küçük sözler verdim.

Daha sabırlı olacaktım.

Öfkelendiğimde hemen cevap vermeyecektim.

Kalp kırmanın ne kadar kolay, tamir etmenin ise ne kadar zor olduğunu unutmayacaktım.

O gün ailemden özür diledim. Özür dilemek benim için kolay değildi. İnsan bazen haklı olduğunu düşündüğü anlarda bile yanlış yaptığını kabul etmekte zorlanıyor.

Ama o an içimde büyük bir rahatlama hissettim.

Karşımdaki insanın yüzündeki yumuşama bana çok şey anlattı. Bazen bir “özür dilerim” kelimesi, insanın içinde büyük kapılar açabiliyor.

O gün anladım ki tövbe sadece insanın Allah ile arasında olan bir durum değil; aynı zamanda insanın kendi karakterini düzeltme yolculuğu.

Küçük Bir Hata, Büyük Bir Ders Oldu

Aradan zaman geçti. O günü hâlâ hatırlıyorum ama artık sadece utançla değil, bir ders olarak hatırlıyorum.

Çünkü bazı olaylar insanın hayatında iz bırakır. O izler bazen acı verir ama aynı zamanda insanı büyütür.

Küfrün tövbesi var mı diye düşündüğüm o gece, aslında kendime şu soruyu da sormuştum:

“Ben nasıl daha iyi biri olabilirim?”

Bu soru hayatımda önemli bir yere sahip oldu.

Artık öfkelendiğim zaman hemen konuşmamaya çalışıyorum. Bazen birkaç saniye susmanın, uzun pişmanlıklardan daha değerli olduğunu öğrendim.

İnsan kendini değiştirmeye başladığında çevresindeki ilişkiler de değişiyor. Daha anlayışlı, daha sakin ve daha dikkatli biri olmaya çalışıyorum.

Elbette hâlâ hata yapıyorum. Hiç kimse kusursuz değil. Ama önemli olan hatayı fark edebilmek ve aynı yanlışın içinde ısrar etmemek.

Kalpteki Pişmanlık Bazen Yeni Bir Başlangıçtır

Bana göre küfrün tövbesi var mı sorusu sadece bir hatanın affedilip affedilmeyeceğiyle ilgili değil. Aynı zamanda insanın gerçekten değişmek isteyip istemediğiyle ilgili.

Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük dönüşümler, en büyük pişmanlıklardan sonra başlıyor.

Ben o kış gecesinde kendimi çok kötü hissetmiştim. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Kendi davranışım karşısında üzülmüş ve utanmıştım. Ama aynı zamanda içimde küçük bir umut da vardı.

O umut bana şunu hatırlattı:

İnsan düştüğü yerde kalmak zorunda değil.

Yanlış bir söz söylemiş olabilir.

Kırıcı davranmış olabilir.

Öfkesine yenilmiş olabilir.

Ama gerçekten pişman olup doğruya dönmek istediğinde yeni bir sayfa açabilir.

Bugün O Geceye Baktığımda

Bugün hâlâ Kayseri’de aynı sokaklardan geçerken bazen o geceyi hatırlıyorum. O zaman hissettiğim ağırlığı, içimdeki karmaşayı ve ardından gelen huzuru düşünüyorum.

O olay bana büyük bir ders verdi.

Sözlerin ne kadar güçlü olduğunu öğrendim. Bir kelimenin bazen insanı kırabileceğini, bazen de bir özrün yaraları iyileştirebileceğini gördüm.

Küfrün tövbesi var mı sorusunun cevabını ararken aslında kendime dair birçok şeyi keşfettim. İnsan sadece yaptığı hatalarla değil, hatalarından sonra gösterdiği çabayla da şekilleniyor.

Ben artık geçmişteki o anı sadece bir hata olarak görmüyorum. Onu, kendimi daha iyi tanımamı sağlayan bir dönüm noktası olarak görüyorum.

Çünkü bazen insanın kalbine dokunan en büyük değişimler, en zor kabul ettiği gerçeklerden sonra başlıyor.

Umarız “Küfrün tövbesi var mı” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Estetikline ekibinden sevgilerle!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.forummadencilik.com.tr https://payall.com.tr https://appcase.com.tr Sitemap
grand opera betilbetgir.netbetexperhttps://betexpergir.net/